Makaleler

2017 – 2018 Dünya Ekonomi Sıralaması

InvestAZ
Yazan InvestAZ

Dünya’nın en büyük ekonomilerini farklı kriterlere göre sıralayabiliriz. Bu kriterlerin en başında Gayri Safi Yurtiçi Hasıla gelmektedir. Bir ülkenin ekonomik gücü, o ülke para biriminin değeri, iş gücü piyasası , ticareti, üretimi, tüketimi, ücretleri, vergileri, hükümet kamu politikaları, iç ve dış siyaset politikaları gibi ana göstergeleri ile ölçülür. Tabi bunun yanı sıra ekonomik göstergeleri belirleyen bir çok istatistiksel veri ise ekonominin tümden detaylı bir resminin çekilmesini sağlar.

Bir ülkenin ekonomik büyüklüğünü ölçmede kullanılan en önemli istatistiki veriler ana başlıkları ile büyüme rakamları, faiz oranları, enflasyon, işsizlik, bütçe dengesi, cari işlemleri, döviz kurları ve nüfus olarak sıralayabiliriz. Bu ana başlıklar altında sıralayabileceğimiz onlarca ekonomik data yine ülke ekonomilerinin büyüklüğünün ölçülmesinde ki kriterleri oluşturur.

ÜCRETSİZ DEMO YATIRIM HESABI
100.000$ Sanal Bakiye ile Gerçek Piyasa Koşullarında Yatırıma Başlayın

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) sıralamasına göre şu an Dünya’nın en büyük ekonomisi konumundadır. 18 Trilyon 37 Milyar Dolar büyüklüğündeki ekonomiyi, Çin 11 Trilyon 8 Milyar Dolar büyüklük ile takip etmektedir. Euro Bölgesi ülkelerinin toplamı ise Çin’i az bir fark ile geçerek 11 Trilyon 602 Milyar dolar seviyesinde bulunmakta. Japonya 4 Trilyon 123 Milyar Dolar büyüklüğü ile Çin’in açık ara arkasında bulunmakta. Euro Bölgesindeki en gelişmiş Avrupa ülkeleri ise sırasıyla Almanya 3.3 Trilyon, İngiltere 2.8 Trilyon, ve Fransa 2.4 Trilyon ile sıralanmakta. Hindistan 2 Trilyon, İtalya 1.8 Trilyon, Brezilya 1.7 Trilyon ve Kanada 1.5 Trilyon ile ilk 10 sırayı oluşturmakta. Türkiye, GSYH sıralamasında şu an itibariyle bu listenin 718 Milyar Dolar büyüklüğü ile 18. Sırasında bulunuyor.

2023 Hedefi Niye Saptı?

Türkiye’nin 2023 vizyonunda dünyanın en büyük 10 ülke arasına girme hedefi devam ediyor. İlk 10 için geride bırakmamız gereken rakipler ise sırasıyla 750 Milyar Dolar ile Hollanda, 862 Milyar Dolar ile Endonezya, 1.14 Trilyon Dolar ile Meksika, 1.19 Trilyon Dolar ile İspanya, 1.33 Trilyon Dolar ile Rusya, 1.34 Trilyon Dolar ile Avustralya ve 1.37 Trilyon Dolar ile Güney Kore bulunuyor. Bu sıralamaya göre kuşkusuz en büyük rakipler Güney Kore, Avustralya ve Rusya olarak görülmekte. Türkiye’nin Hollanda, Endonezya, Meksika ve İspanya’yı geride bırakması çok olası çünkü bu ülkelerde yeterli inovasyon ile dünyanın seyrini ve gelişimini değiştirecek önemli bir hamle gelmemekte. Ancak Güney Kore gibi teknoloji üreten bir ülke, Dünyadaki oyun kurallarını çok çabuk değiştirebilme kapasitesine sahip. Rusya, siyasi ve politik faktör olarak Dünyanın dengesini değiştirebilecek konumda ve jeopolitik faktörler ve enerji kaynakları ile kendisini sürekli yenileyebilme imkanına sahip. Avustralya kıta ülkesi olarak hem coğrafi hem de yer altı kaynakları açısından son derece zengin ve refahı yüksek olan bir ülke konumunda.

Türkiye, devletin kuruluşunun 100. yıl dönümü itibariyle kendisine koyduğu 2023 hedefleri için 2000’li yılların başından itibaren önemli bir sıçrama ve büyüme hamlesi gerçekleştirmiştir. 2002 yılında 184 Milyar Dolar ile 25. Sırada bulunan Türkiye 14 yılda tam 4 kat büyümüştür. Bu hamle ile yıllara göre değişen sıralamalarda ancak 17. Sıraya kadar yükselebilmiştir. Ancak 2008 yılında yaşanan küresel kriz tüm dünyada ki ülke ekonomik büyüklüklerini olumsuz yönde etkilemiş ve daralmalara yol açmıştı.

2030 ve 2050 yıllarında Dünya Ekonomi Sıralaması

2030 ve 2050 yılları için IMF, Dünya Bankası, PWC gibi önemli kuruluşların çıkarmış olduğu Dünya Ekonomik Görünümü Raporların’da Türkiye’nin uzun vadeli perspektifte, Dünyanın en büyük 10 ekonomisi içerisinde yer alma şansının halen olduğu görüşü hakim. Tabi ilk 10 için Türkiye’nin sürekli olarak her yıl üst üste en az %5 ile %7 büyüme sağlaması gerekmektedir. Bu da ekonomi, bilim ve teknoloji alanlarında yapılacak büyük reformlar neticesinde gerçekleşebilir.
IMF’nin raporuna göre 1999 yılında Dünya GSYH’sı toplamda 32.5 Trilyon Dolarken, 2015 yılı sonu itibariyle 73.6 Trilyon Dolara yükseldi. Yani Dünya GSYH’sı 16 yılda iki kat artış gösterdi. 2016 sonrası 2030 ve 2050 projeksiyonlarına göre dünya ticaretinde alınan paylar ve nüfus değişimlerine göre sıralamalarda bazı net değişimlerin olacağından hiç kuşku yok. PWC’un 2050 yılı tahminlerine göre Türkiye 4.3 Trilyon dolar ile 14 sırada yer alacak. PWC, satın alma paritesine göre yapılan sıralamada ise Çin 1. Sıraya, Hindistan ise 2. Sıraya yükselerek 3. sırada ki ABD’nin önüne geçecek. Gelişmekte olan ülkelerden Endonezya 4. sırada, Brezilya 5. sıraya, Rusya 6. sıraya, Meksika ise 7. sıraya yükseliyor. Gelişmiş ülkelerden Japonya 8. sıraya düşerken Almanya 9. sıraya , İngiltere ise 10. sıraya geriliyor. Türkiye ise bu ülkelerin hemen arkasından 11. sırada bulunuyor.

7 Yorum

  • Satınalam paritesine göre aslında iyi durumdayız.
    fakat dış borç stoğumuzun dolar cinsinden olması sagp anlamsızlaştırıyor.
    Yıllara baktığımızda 2013 yılından bu yana dolar bazında gsyi hasılamız küçülüyor evet tl bazında büyüyoruz fakat ülkemizde zaten yıllık %10 üzerinde bir enflasyon rakamı var eğer dolar bazında ülkemizin küçülmeye devam etmesini istemiyorsak ülkenin tl bazında her yıl %10 un üzerinde büyümesini beklememiz gerekir. % 10 altından büyüyorsak küçülüyoruz demektir.

      • reel büyüme enflasyondan arındırılmış rakamdır. yani zaten enflasyonu dahil edersen %10 üzerinde büyüyoruz, mesele büyürken borç alarak büyümemiz,
        Yani %7 büyüdüksek,
        Enflasyon %10 sa
        100 liralık mal satarken, 117 liralık mal satmaya başlamışız. Amma velaki 117 liralık mal üreticez derken 20 lira borç alıyoruz, seneye 140 liralık üretiyoruz ama 40 lira borç alıyoruz, borç almadan büyümemiz lazım artık.

  • Üreterek büyüyebiliriz. Dışarı bağımlı bir ülke olursak ancak yerimizde sayarız ve hazır tüketeterek bir yere varamayız. Savunma Sanayi ve diğer teknolojik alanlarda mutlaka üretmeliyiz.

  • İlk 10’a girebliiriz inşallah. Türkiye’mize bu yakışır. Dünya devleri arasında yerimizi almalıyız.

  • İnşaallah kısa bir zamanda Savunma Sanayi ve diğer teknolojik alanlarda önemli üretimleri yapıp sıçrama yapacağız.Bu ve otomobil üretimi 3 ncü havaalanı,enerji (nükleer santral/güneş/rüzgar) Kanal İstanbul gibi mega projelerin devreye alınması ile bu özgüven ve yönetimde istikrarı yakalayan Türkiye Devler Ligine çabuk girecektir inşaallah.

    • +1 Bu çok doğru bir yorum. Türkiye’nin dış borcunun büyük bir bölümü enerji nedeniyle oluşuyor. Eğer bizde Fransa gibi 75 NÜKLEER SANTRAL sahibi olsak (hemde 40 senedir) bizde şuana kadar ilk 10 arasında rahat olurduk. Kendimize ve ülkemize zaman tanıyalım ve biraz insaflı olalım ülkece..

Yorum Yap

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.